Blog ve Tarifler
Monstera Deliciosa Aslında Kim?
Merhaba, bugün herkesin çok sevdiği bu güzel canavardan bahsedelim diyorum, Monstera Deliciosa yani bildiğimiz Devetabanı. Büyük delikli yapraklarıyla oldukça estetik görüntüler veriyor. Geçtiğimiz on yılda unutulmuş olsa da son zamanlarda epey moda oldu. Bitkinin de modası olur muymuş demeyin, oluyor valla. Kendisi Güney Amerika’nın yağmur ormanlarından kalkıp evlerimize ve ofislerimize girmeyi başardı. Aslında bir sarmaşık türü ve canavar gibi büyüdüğü için adı Monstera :) Peki bu canavara nasıl bakacağız evde, nasıl büyütüp çoğaltacağız? Aslında oldukça kolay bir bakıma sahip. Bakımı kolay dedik fakat kimilerimizin de yapmaması gereken bir takım hatalar yaptığını görüyoruz. Başlıca yapılan hatalardan biri ise bakımı hakkında hiçbir bilgiye sahip olmadan güzelliğine aldanarak alınması. Gelin hep birlikte bu güzelliğin bakımı hakkında bilgi edinelim. Edinelim ki sonucunu düzeltemeyeceğimiz sorunlara yol açmayalım. Aslında diğer iç mekan bitkiler gibi yazın toprağı kuru kalmayacak şekilde (abartmadan) sıkça sulayabilirsiniz. Filtreli güneş ışığı ve aydınlık alanlarda çok daha hızlı büyüyor ve ışığa doğru yöneliyor. Bu arada direkt musluk suyu değil de biraz dinlendirilmiş su vermenizi tavsiye ederim. Çoğaltma işlemini soracak olursanız, bazen ordan burdan kırdığım bir dal, bazen de kendi bitkilerimi çoğaltmak adına suda köklendirme yöntemini deniyorum. Nerdeyse hepimizin evinde bulunan devetabanı çoğaltmak çok kolay. Biçimsiz büyümüş veya çok fazla büyümüş devetabanlarından bir sürü yeni minik yavru devetabanları oluşturabiliriz. Önce bitkinin kesilecek dalını belirleyin ve gövdesine yakın kısmından budama makası ile kesin. Bu şekilde bitki toprağa tutunmak için kendine yeni kökler çıkarır. Haftada bir gün suyunu değiştiriyoruz. Temiz su kullanmaya özen göstermeliyiz çünkü klorlu su bitkilerimize iyi gelmeyecektir. Küçücük bir dalın suyun içinde her geçen gün ne kadar kök saldığını görerek büyütmek ayrı bir zevk. Kökler iyice güçlenince toprağa dikmek gerekiyor ve bu kökler biraz diğerlerine göre tembel olabiliyorlar. Suyun içinde büyüdükleri için susuzluğa tahammülleri daha az oluyor diğerlerine nazaran. Saksıdaki drenajı iyi sağladığınız taktirde bir tık daha sık sulamakta fayda var. Yine bolca aydınlık yerlerde suyun içinde bile yeni yapraklar vermelerine çok şahit oldum. Bitkinizi illa toprakta yetiştirmek zorunda değilsiniz. Hem de görsel olarak bence daha farklı ve estetik bir görüntü sağlanabiliyor böyle. Her konuda olduğu gibi bu konuda da çok bilen birileri illa ki çıkar. “Onu yapmazsan olmaz”, “şu tarihte yaparsan olmaz” lar ile ilgilenmeyin. Ben bu işlemi bahsettikleri değişim tarihlerinde yapmadım. Ev ısısı yaz kış belli bir düzeyde zaten benim çiçeğim büyümeye başladı.
İyi Ama Neden?
Artık hepimiz, plastik kullanımını bırakmanın, atıkları azatlmanın, doğaya saygılı ürünler kullanmanın, su ve elektrik kullanımına dikkat etmenin, bitki temelli beslenmenin ne kadar önemli olduğunu her yerde duyuyor veya okuyoruz. İyi ama neden bu kadar önemli? İşte bu sorunun cevabını yeterince iyi kavramazsak, bir temel oluşturmazsak yapacağımız değişiklikler ne yazık ki hevesten öteye gidemez. Artık haberlerde, sosyal medyada, programlarda şu kelimeleri duymaya aşinayız: iklim krizi, iklim değişikliği, küresel ısınma. Gelin, önce bunlar ne anlama geliyor, ona bakalım. İklim değişikliği iklim özelliklerinin uzun bir süre içerisinde değişmesine denir. Küresel ısınma ise, tüm dünyadaki ısı derecelerindeki uzun süreli artıştır. Karbondioksit, metan, diazot monoksit ve su buharı gibi atmosferde doğal olarak bulunan gazlara sera gazları ismi verilir. Bu gazlar ısıyı tutarak yüzey sıcaklığının yüksek olmasını sağlar. Buna da sera etkisi denir. Onlar olmasaydı sıcaklık -18 derece olurdu, yani bu gazlar gezegeni yaşanabilir kılar. Şu anki ortalama sıcaklığımız ise 16 derece. Normal ısınma şu şekilde gerçekleşir: Güneş’ten gelen enerji atmosferden geçer ve yeryüzüne ulaşır. Yerküre bu ışınlar emer ve ısı uzaya doğru yayılır. Güneş’ten Dünya’ya gelen enerji ile Dünya’nın uzaya yaydığı enerji aynı miktardadır. Fakat sera gazları bir battaniye gibi bu gazların uzaya geri yayılmasına engel olur ve onları tutar. Biz, insanlar olarak, daha fazla sera gazı ürettikçe, bu battaniye gitgide daha fazla kalınlaşır. Uzaya geri gitmesi gereken enerji yerkürede hapsolur, sıcaklık da işte bu sebeple yükselir. İklim aslında doğası gereği değişkendir. 5-6 bin sene önce Sahra Çölü’nde göl olduğunu, Vikinglerin ortaçağda Grönland’a yerleşip tarım yaptığını biliyoruz. Periyodik atmosfer-okyanus etkileşimleri, El Nino dönemleri, okyanus akıntıları, bitki sayılarındaki değişiklikler, Güneş-Dünya-Jüpiter arasındaki etkileşim, kıta hareketleri, Güneş’in verdiği enerji, volkanik patlamaları… Bunlar iklimi doğal olarak etkileyen ve değiştirebilen faktörlerdir. Fakat ne yazık ki bugün geldiğimiz noktada bu değişimin sebebi, biziz. Sanayi Devrimi öncesi döneme (1750) baktığımızda atmosferdeki karbon miktarı 280 ppm idi. Şu anda ise (24 Şubat 2021) bu oranın 416,30 ppm olduğunu görüyoruz. Son 800.000 senenin herhangi bir zaman dilimindeki orandan çok çok daha yüksek. İnsanlık olarak fosil yakıt yakarak veya çimento üreterek atmosfere her yıl ortalama 7,8 milyar ton karbon ekliyoruz. Tarım ve hayvancılık için ormanları kesip tarla açarak ise 1,1 milyar ton… Bunun hepsi tabii ki atmosfer tarafından emilmiyor; 2,3 milyar tonu denizler, 2,6 milyar tonu bitkiler tarafından emiliyor. Ayrıca kayaların da her yıl 300 milyon ton karbon emme potansiyeli var. Fakat salınan karbon ile emilen karbon arasındaki fark ne yazık ki kapanmıyor. Atmosferdeki karbon miktarı her yıl 4 milyar ton artıyor. 2020 yılı, Avrupa Birliği Kopernik İklim Değişikliği Servisi raporuyla (2016 yılıyla birlikte) küresel anlamda en sıcak yıl olarak kayıtlara geçti. Ekstrem hava sıcaklıkları, yangınlar, seller, kasırgalar tüm dünyada etkisi acımasızca gösteriyor ve biz bu şekilde yaşamaya devam ettikçe sıcaklıklar artmayı, iklim krizi kendini daha da yakından göstermeyi sürdürecek. Belki biraz daha önce olsa, elimizden geleni yapalım derdim; gezegeni bu hale getiren biziz, o yüzden artık elimizden gelenin katbekat fazlasını yapmamızın zamanı geldi de geçiyor.
Bitki Bakımında Yapılan Hatalar
Günümüzde iç mekan dekorasyonunda yeşil dostlarımıza çokça yer veriliyor. Fakat bitkilerin dekoratif bir aksesuar olmadığını belirtmekte fayda var. Belki de bitki bakımında yapılan en büyük hata onlara dekoratif bir obje gibi davranıp istediğimiz yere konumlandırma isteği desek pekte yalan olmaz. İşte yanlışta tam olarak bu şekilde başlıyor. Yine bitkiyi tanımadan satın almakta en büyük hatalardan biri. Peki bu yanlışları nasıl düzeltebiliriz? Doğru ve uygun bitkiyi nasıl anlarız? Evimiz için uygun bitkiyi nasıl belirleyebiliriz? Gelin hep birlikte bu soruların cevabını öğrenmeye başlayalım. Bugüne kadar hiç bitki bakımı yapmadıysanız öncelikle en kolay bitkiye sahip olup bitki bakımına başlayabilirsiniz. Sizi üzmeyecek ve dilini kolay anlayabileceğiniz bitkilerle bu yolculuğa adım atarsanız yavaş yavaş bitki dilini çözmeye başlayacak ve dereceli olarak bitki koleksiyoncusu olarak yolunuza devam edeceksiniz. Çünkü bir bitkiye bakabildiğinizi gördükçe merak duygunuzla birlikte, daha fazla bitkiye sahip olma isteğinizde otomatikman artacaktır. Yalnız şimdiden uyarıyoruz. İleride yeşil dostlarınız tüm evi ele geçirebilir. Evinizi tanımadan bitki satın almamalısınız. Evinizin cephesi aslında size hangi bitkileri satın alabileceğiniz hakkında güzel bir ipucu sağlar. Doğu cephesi mi, Güney cephesi mi ya da evinizin hangi odası öğle güneşine uzun süre maruz kalıyor? gibi soruların cevaplarını bitki satın almadan önce belirlemekte fayda var. Çünkü bakımını bilmeden sadece görünüşü için satın aldığınız bitki evinizin cephesinden dolayı mutlu olamayacak ve kısa süre sonra size veda edecektir. Aydınlık olmayan bir ortamda sırf koltuğun yanında güzel durduğu için satın alınan, aslında bol aydınlık ortamda yaşamayı seven bir bitki ne yazık ki kısa süre sonra sizlere veda edecektir. Kısacası bitkilerinizi nasıl konumlandırmanız gerektiğine yeşil dostlarımız karar verebilir. Son söz onların. Evinizde mutlu olacak bitki türünü belirledikten sonra satın alacağınız bitkinin türü, ailesi, doğal ortamı hakkında kısa bir araştırma yapmalısınız. Gerekli araştırmayı yaptıktan sonra bitkiniz için uygun saksı ve toprak karışımı hakkında mutlaka bilgi sahibi olmalısınız. Bitkileri iç mekanda daha güzel sunabilmek adına dekoratif saksılar daha çok kullanılmaktadır. Fakat bitki bakımında saksı seçimi de çok önemlidir. Özellikle alt tabanında birden fazla hava deliği olan saksılar tercih etmeniz bitkinizin kök sağlığı açısından çok önemlidir. Hava deliksiz bir saksıda sık sulama nedeniyle drene olamayan su, dip toprağın çamurlaşmaya başlaması nedeniyle çürüme tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktır. Bu nedenle mutlaka hava delikli saksı kullanmayı unutmayın! Bir diğer en önemli konumuzda toprak seçimi. Aslında bitki türlerine göre uygun toprak karışımı kullanmanız çok önemli bir konu. Bitkilerin türüne uygun toprak karışımı hazırlamanız daha sağlıklı gelişimlere şahit olmanızı sağlayacaktır. Kendi toprak karışımınızı oluşturabileceğiniz gibi hazır karıştırılmış olarak satılan toprakları da tercih edebilirsiniz. Eğer satın alınan bitkinin istisnai bir sulama isteği yoksa toprak nemi kontrol edilerek sulama rutini oluşturmalısınız. Islak toprak üzerine sürekli yapılan sulamalar bitki sağlığını tehdit altına sokacaktır. Sulama suyu mutlaka oda sıcaklığında dinlendirilmiş olmalıdır. Yine sulama yaparken saksı yüzeyi eşit ıslanacak şekilde gerçekleştirilmeli, bitki bir anda suya boğulmamalıdır. Saksı altından akan su gözlendikten sonra bitki yerine alınmalıdır. Bitki türüne göre bazı bitkiler yaprak ve gövdeleriyle sulanmak isterken kimi sadece toprağın sulanmasını ister. Bitki bakımı baktığınız türe göre değişiklik göstersede bitkiler için en önemli şey onlara doğal ortamındaki şartları sunmaya çalışmaktır. Eğer doğru bakım koşullarını sağlayabilirseniz bitkilerinizde bir o kadar mutlu ve sağlıklı gelişim gösterecektir.
Banyoda Bakım Sağlanabilen Bitkiler
Evlerimizin her yerine misafir etmek istediğimiz bitkiler için uygun ve doğru yeri temin edebilmek çok önemli. Onları ne kadar mutlu edebilirsek gelişimleride bir o kadar sağlıklı ve verimli ilerleyecektir. Bitkilerin gelişimi için en önemli kaynaklardan biri ışık isteğidir. Aldığı ışık etkisiyle bitki gelişiminde gözle görünür değişikliklere şahit olabilirsiniz. İnternette bitkiler hakkında bilgi arayışında gezinirken karşınıza bir banyo görseli çıktı ve o da ne banyoda da bitki bakımı yapabileceğinizi öğrendiniz. Peki hangi bitkilere banyolarda yer açabilirsiniz gelin hep birlikte inceleyelim. Öncelikle banyoların pencereleri mutlaka dış cepheye bakmalı ve dolaylıda olsa gün ışığı girmeli. Tamamen karanlık banyolarda ışık alamadıkları için bitkileriniz olumsuz etkilenebilir. Calathea Çıngıraklı Yılan LancifoliaCalathea bitkisini orta dolaylı ışıkta ve orta ila daha nemli bir ortamda konumlandırabilirsiniz. Banyonuzun ortamı sağlıklı bir yaşam sürmesine yardımcı olacak ve güzel yaprakları banyonuza yeni bir hayat verecektir. Alocasia TürleriYüksek nem, parlak, dolaylı ışık bu eşsiz bitkiyi mutlu edecektir. Düzenli buğulanmayı severler. Banyonuzu canlandırmak için göz alıcı bir bitki istiyorsanız, kesinlikle en iyi tercihlerden biri. Hava bitkisi (Air plant)Adının sizi aldatmasına izin vermeyin; bu eşsiz bitkilerin hayatta kalmak için havadan daha fazlasına ihtiyacı vardır. Aslında, hava bitkilerinin suya ihtiyacı vardır (onları ıslatarak sularsınız!) Ve orta ila yüksek nemde ve parlak dolaylı ışıkta gelişir. Daha küçük bir seçenek istiyorsanız ve yakınlarına konulacak bir banyo penceresine sahipseniz mükemmel bir tercihtir. Monstera Türleriİkonik yapraklarıyla monstera bitkisi her zaman harika bir ev bitkisidir. Çünkü banyonuz dahil birçok farklı ortamda gelişebilir. Düşük ışıkla başa çıkabilir. Ancak daha parlak dolaylı ışıkta daha iyi sonuç verir ve her türlü nem düzeyiyle başa çıkabilir. Karpuz peperomiaNemi seven bir başka bitki olan karpuz peperomia, orta ila parlak dolaylı ışıkla birlikte ılık sıcaklıkları ve bol nemi sever. Bu bitkiyi düzenli olarak buğulayın ve banyonuzda tutun; oldukça mutlu olacaktır. Kalp Yaprak PhilodendronBu philodendronun bakımı çok kolay ve çoğu koşulun üstesinden gelebilir. Aynı zamanda daha yüksek nemde büyüdüğü için banyonuz için de harika bir seçim diyebiliriz. Tradescantia TürleriTelgraf çiçeği türleri banyonuzda gelişmesi oldukça garantili bir bitkidir. Daha yüksek nem seviyeleri onu mutlu ve gelişmeye devam ettirecektir. Kurdele ÇiçeğiParlak ışığı tercih eder. Ancak düşük ışıkta mutlu bir şekilde yaşarlar. Ayrıca daha az nemle başa çıkabilirler. Ancak daha orta derecede nemli bir ortamı tercih ederler. Banyonuzda bir rafa koyabileceğiniz gibi tavanada asabilirsiniz. AnthuriumCesur gövdeli muhteşem, mumsu, kalp şeklindeki çiçekleriyle tanınan antoryum, iyi aydınlatıldığı sürece banyonuza bir başka uygun bitkilerden biridir. Bu bitki daha yüksek nem seviyelerine sahip parlak, dolaylı ışıklı bir yerde başarılı gelişim gösterir. Yapraklarının durumuna göre ortamın çok nemli veya çok kuru olduğunu anlayabilirsiniz. Sarı uçlar, ortamın çok ıslak olduğu anlamına gelir. Kahverengi uçlar, ortamın çok kuru olduğu anlamına gelir. Kuş Yuvası EğreltiotuEğrelti otları, özellikle kuş yuvası eğrelti otu gibi çeşitler olmak üzere banyonuz için harika bir seçenektir. Bu özel bitki, düşük ışıklı ortamlarda daha iyi sonuç verir. Aynı zamanda biraz daha düşük nem seviyelerini de kaldırabilir. Ancak daha sıcak, daha nemli bir ortamda çok daha iyi sonuç verecektir. DracaenaAralarından seçim yapabileceğiniz çeşitli dracaena türleri vardır. Harika banyo bitkileridir diyebiliriz. Bu bitki için yüksek nem önemlidir. Bu nedenle banyonuz temelde onun için mükemmel bir yerdir. Ayrıca düşük ışığı tolere edebilir. Ancak orta ila parlak dolaylı ışık konumunda daha da iyi performans göstereceklerdir. Kuşkonmaz Eğreltiotu (Kuşkonmaz Densiflorus)Dantelli kuşkonmaz eğrelti otu banyo nemini sever. Orta veya parlak ışıkta iyi sonuç verir. Bu nedenle banyonuzun dışa bakan gün ışığı alan penceresi olmalıdır. Pencere kenarında bir noktada bakım sağlamak en iyisidir. BegonyaPek çok begonya türü banyo ortamının sıcaklığından ve neminden hoşlanırlar. Özellikle rex begonyaları gösterişli yapraklarıyla iç mekanlarda çok iyi büyür. Begonviller nemli koşulları sever. Ancak kök çürümesine neden olabilecek suyla dolu toprağı sevmez. Çiçek açabilen begonviller, sabahın erken saatlerinde bir miktar doğrudan güneş ışığı alan bir banyoda parlak bir noktaya ihtiyaç duyar. Yaprakları için yetiştirilen begonviller, doğrudan güneş ışığından uzakta parlak bir yere ihtiyaç duyar. Croton (Kroton)Kroton bitkilerini renkli yapraklardan oluşmaktadır. Şatafatlı, çok renkli yaprakları vardır. Bu tropikal geniş yapraklı yaprak dökmeyen bitkiler yavaş büyür. Croton bitkileri, ıslak toprakta yaşamayı sevmemelerine rağmen parlak, ancak dolaylı ışığa ve bol miktarda neme ihtiyaç duyar. Sulamadan önce toprağın kurumasını bekleyin. Sonbaharın sonlarında ve kışın sulamayı azaltın.
Mutfak Evyesi için Temizleyici Krem
Malzemeler Limon Uçucu Yağı (10-15 damla) Karbonat (120 ml) Kastil Sabun (30 ml) Cam Karıştırıcı ve Beher Pestisitlerden kendimizi korumak için organik besleniyoruz, ata tohumları takip ediyoruz derken kullandığımız deterjanlarında kimyasallardan arındırılmış olması bütünün bir parçası aslında. Temizlik için birkaç temel malzeme yeterli. Tarif oldukça kolay ve ihtiyacımız olan sadece 3 malzeme: Karbonat, Kastil Sabunu ve Limon Uçucu Yağı. Alternatif olarak bergamot ve portakal uçucu yağlarını da tercih edebilirsiniz. YAPILIŞ ŞEKLİ: Öncelikle kastil sabununu ve karbonatı karıştırın. Ardından karışıma 2 yemek kaşığı su ekleyin. Karışım krem kıvamına geldiğinde uçucu yağı ekleyin ve tekrar karıştırın. İşte hazır! Tek yapmanız gereken ekolojik bir fırçayla ihtiyacınız kadar karışımdan eklemek ve temizlemek. Mutfağınız mis gibi limon kokacak. Küçük bir öneri: Yemek yaparken kullandığınız limon kabuklarını veya meyvelerden mandalina veya portakalın kabuklarını da karbonat ve kastil karışımına ekleyip robotta birkaç dakika çekebilirsiniz. ***urbanaromatherapy.com sitesinde yer alan tarifler tedavi amaçlı kullanılmaz, tıbbi bir kaynak değildir. Buradaki bilgiler doktor tavsiyesi niteliğinde değerlendirilmemelidir.
Online Toplantılarınız için Aromaterapi
2020 itibariyle hayatınızda daha fazla evden çalışma, online-zoom toplantıları, video görüşmeler, dijital eğitim gibi kavramlar konuşulmaya başladı. Online platformlar erişim için inanılmaz bir araç olabilir - özellikle şu anda, çoğu insan evden çalışırken. Ancak, bu teknolojiyi sıklıkla kullanmaya bağlı olarak istemeden yorgun ve hüsrana uğramış hissedebilirsiniz. Online toplantılarınızı daha iyi yönetebilmek ve ruhsal olarak kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlayacak birkaç önerimiz var size, Öncelikle toplantılarınızı haftalık planlayın ve toplantılarınızın arasına muhakkak boşluklar ekleyin. Rutin bir öğle arası hatırlatması koyun ve ne olursa olsun ara vermeyi ihmal etmeyin. Çalışma ortamınızı havalandırın. Masanızda daima su bulundurun. Konsantrasyonunuzu arttırmak için buhurdan veya difüzörünüze biberiye, vetiver veya sizin için hazırladığımız brain storming yağ karışımımızdan 4-5 damla ekleyin. Dilerseniz brain storming rollon u bileklerinize, boyun bölgenize sürebilirsiniz. Toplantınız başlamadan 5 dakika önce bağlantı ve kulaklık kontrolünüzü yapın. Toplantılarınızda deftere not almak yerine one note gibi dijital notlarınızı alabileceğiniz programlar kullanabilirsiniz. Böylece notlarınızı her daim yanınızda taşımış ve aynı zamanda kağıt israf etmemiş olursunuz. Hem bilgisayarınızın verimliliği hem de elektrik tasarrufunuz adına bilgisayarınızı fişe takılı kullanmayın. Şarjı bitmek üzere olan bilgisayarınızı şarja takıp, şarjı dolduğunda prizden çıkarabilirsiniz. Son olarak bilgisayarınızı uyku modunda kullanmak yerine tamamen kapattığınızdan emin olun. Çünkü uyku durumunda bile bilgisayarınız elektrik kullanımına devam etmektedir.
Sivilceli Ciltler İçin Yüz Yıkama Jeli
Malzemeler Kastil Sabun (50 ml) Çay Ağacı Uçucu Yağı (10 Damla) Paçuli Uçucu Yağı (5 Damla) Cam Karıştırıcı ve Beher Cildinizin sağlıklı ve pürüzsüz olmasının ilk şartı temizlik. Cildinize makyaj yapmasanız bile, kirli havadan ve ölü deriden arındırılması için her akşam düzenli bir şekilde yıkamalısınız. Cildine kimyasallardan uzak doğal bakım yapmak isteyenler için doğal yıkama jeli yapmak çok kolay. İhtiyacınız olan ürünler sadece kastil sabun, paçuli ve çay ağacı yağı. Kastil sabun adını İspanya'nın Kastilya bölgesinden almıştır. Rivayete göre eski Mısır döneminde temizlik malzemesi olarak kullanılmış. Haçlı seferleri sırasında Avrupa'ya taşınan bu kültür zamanla Kastilya bölgesinde güzel yapıldığı için adına da Kastil denmiştir. YAPILIŞ ŞEKLİ: Öncelikle uçucu yağları bir cam kapta karışıtırın. Ardından kastil sabununu ekleyin ve yeniden karıştırın. İşte kullanıma hazır! Akşam yatmadan önce cildinizi iyi bir şekilde arındırdığınız zaman sabah uyandığınızda cildinizi sadece suyla yıkamanız yeterlidir. Ayrıca noktasal olarak uygulayabileceğiniz, sivilce görünümünü hafifletmeye yarayan zit-off ürünümüze göz atmanızı öneririz. ***vienurla.com sitesinde yer alan tarifler tedavi amaçlı kullanılmaz, tıbbi bir kaynak değildir. Buradaki bilgiler doktor tavsiyesi niteliğinde değerlendirilmemelidir.
5 Adımda Doğa Dostu Mutfak
Evimizin en çok atık çıkan ve plastik barındıran yerlerinden biri de mutfak. Sen de atıksız yaşama mutfağında yapabileceğin değişikliklerle başlamak istiyorsan senin için hazırladığım 5 kolay ipucunu takip edebilirsin. 1. Yeşil süngerlerHepimizin mutfağının baş köşesinde duran o yeşil sarı süngerlerin hammaddesinin plastik olduğunu biliyor muydun? Ve üzerinde çokça bakteri taşıdığını? Ne yazık ki kullanımı pratik olsa da sıkça değiştirmek gerektirdiğinden hem çok fazla atık çıkarıyor hem de doğada çözünmüyor. Ama hiç merak etme, doğa dostu bir alternatifi var: Kabak lifi. Kabak lifi aslında bir bitki, kuruyup dilimlenince de çok amaçlı bir temizleme aracına dönüşüyor. İster vücudunu ister lavabolarını istersen de bulaşıklarını onunla temizleyebilirsin. Ayrıca ahşap saplı ve bitkisel kıllarıyla bulaşık fırçaları da hem şık görünümlü hem de yine oldukça pratik bir alternatif. 2. Buzdolabı poşetleriBuzdolabı poşetleri de ne yazık ki pek doğa dostu değil. Onun yerine silikon gıda saklama çantaları, cam saklama kapları veya balmumu kumaşlar kullanabilirsin. Minik bir tip: Eğer kavanozları, üzerinde bir parmak boşluk bırakacak şekilde doldurursan buzlukta gayet sağlam bir şekilde saklayabilirsin. 3.Streç film ve alüminyum folyoAlüminyum folyolar geri dönüşüm sistemine girebilir ama streç filmler giremez. Kullan at olan bu ürünler yerine silikon kapaklar, balmumu kumaşlar, kumaş boneler tercih edebilirsin. 4.Sallama çaylarZararsız gibi görünse de kesesi, ipi, ipin ucundaki kâğıdı, paketi ve kutusuyla sallama çaylar (ve de demlik poşetler) da doğa dostu değil. Ayrıca çayın içinde bulunduğu kesede de plastik var, ne yazık ki. Bunun yerine güvenilir bir aktardan kendi çayını alıp metal çay demleme apartları veya french press ile afiyetle çayını demleyebilirsin. 5.Diğer plastiklerNe yazık ki hepimizin evinde ya eskiden kalma ya da oradan buradan gelme plastik saklama kutular var. Ama daha ekolojik bir yaşam geçiş yapıyoruz diye hepsini atmak çok büyük bir hata olur, sonuçta amacımız atıklarımızı azaltmak, değil mi? Elindekilerin kullanım amacını değiştirebilir veya ihtiyacı olan birine verebilirsin. Yenisine ihtiyaç duyduğun zamanda cam saklama kaplarını tercih edebilirsin. Nil Ormanlı BalpınarUrbaneco Ekibi
Tütsü Nasıl Yakılır?
Tütsü yakma ritüelleri, tarih boyunca farklı kültürlerde arınma, şifa ve ruhsal bağlantıyı güçlendirmek için kullanılmıştır. Günümüzde de evde veya meditasyon alanlarında yapılan tütsü yakma pratikleri, mekânın enerjisini temizlemek, zihni dinginleştirmek ve spiritüel çalışmaları desteklemek amacıyla tercih edilmektedir. Ancak tütsü yakarken kullanılan malzemeler, ritüelin etkisini büyük ölçüde belirler. Doğal bir yanma süreci için Hindistan cevizi kömürü, kimyasal içermeyen ve uzun süre yanan yapısıyla en iyi seçeneklerden biridir. Tütsüyü destekleyen bir diğer unsur ise kullanılan çanaktır. Bakır tütsü çanağı, yalnızca estetik bir obje değil, aynı zamanda enerjiyi ileten ve dengeleyen bir element olarak ritüelin gücünü artıran önemli bir araçtır. Hindistan cevizi kömürü, tütsü yakımında sıkça tercih edilen doğal bir alternatiftir. Diğer kömür çeşitlerine kıyasla daha temiz yanar, dumanı hafiftir ve yanma süresi uzundur. Kullanımı oldukça basittir: Kömürü bir cımbız yardımıyla tutarak ateşe veya bir çakmağa yaklaştırın ve kenarlarının kor halinde kızarmasını bekleyin. Yeterince ısındığında, bakır tütsü çanağınıza yerleştirin ve üzerine tütsü karışımınızı serpin. Aromatik reçineler, kurutulmuş bitkiler ve doğal yağlar ekleyerek kişisel enerjinize uygun bir tütsü karışımı oluşturabilirsiniz. Örneğin, zihinsel netlik için üzerlik tohumu ve adaçayı, ruhsal bağlantı için günlük reçineleri, pozitif enerji için lavanta ve biberiye tercih edilebilir. Bakır, eski uygarlıklardan bu yana kutsal kabul edilen ve enerjiyi ilettiğine inanılan bir elementtir. Antik Mısır, Hint ve Çin tıbbında, bakırın bedeni ve ruhu dengelediği düşünülmüş, hatta suyu arındırmak için kullanılmıştır. Tütsü ritüellerinde bakır çanağın tercih edilme sebebi, yüksek ısıya dayanıklı olması ve tütsünün enerjisini güçlendirmesidir. Bakır, ateşin enerjisini doğal olarak destekleyerek tütsülerin daha verimli yanmasını sağlar. Aynı zamanda içindeki tütsü karışımlarının frekansını yükselttiğine inanılır. Bu nedenle, tütsü yakarken bakır bir çanak kullanmak, ritüelin etkisini artırmanın yanı sıra, geleneksel bir bağ kurmanıza da yardımcı olur. Kendi tütsü ritüelinizi oluştururken doğadan gelen malzemeleri seçmek, enerjinizi arındırmanın en doğal yoludur. Hindistan cevizi kömürüyle yakılan tütsüler, kimyasal içermediği için sağlığınıza zarar vermez ve doğal bir duman sunar. Bakır tütsü çanağıyla birlikte bu süreci daha anlamlı hale getirebilir, ritüelinizi eski geleneklere uygun şekilde gerçekleştirebilirsiniz. Arınmak, yenilenmek ve enerjinizi yükseltmek için tütsü ritüelinizi bir meditasyon pratiğiyle destekleyebilir, her seans sonunda bir niyet belirleyerek tütsünüzü bilinçli bir şekilde kullanabilirsiniz. Unutmayın, tütsü yakmak sadece bir koku deneyimi değil, ruhsal bir yolculuğun kapısını aralayan güçlü bir ritüeldir.
Difüzör mü? Nebülizatör mü? Buhurdan mı?
Difüzör, buhurdan ve nebülizatör arasındaki farkları biliyor musunuz? Difüzörler nasıl çalışır ve hangi ortamlarda tercih edilir? Buhurdanlıklar ne zaman kullanılmalı? Nebülizatörler kimler için daha uygun?
Ekolojik Ağız ve Diş Sağlığı Mümkün
Bambu diş fırçası, çözünebilir ve paketinde plastik içermeyen diş ipi, ev yapımı diş macunu, oil-pulling ile yağ çekme, dil temizleme ve hdrolatla ağız gargarası desem ne derdiniz? Okuması uzun ama yaparaken hepsi 2-3 dakikalık işlem hayatımızda. Gelin tek tek inceleyelim beraber neler yapabiliriz ekolojik ağız ve diş sağlığımız için. Hepimiz biliyoruz ki diş fırçası kıllarının yıpranması kontrol edilerek 3 ayda 1 değiştirilmeli. Bir kişinin yılda 4 defa böyle bir çöp çıkardığını düşündüğümüzde, dünyada 1 yılda 23 milyardan fazla diş fırçasının çöpe atılması söz konusu. Bir plastiğin doğada yok olma süresi min 400 yıl. İyi markalı diş fırçalarının da malesef tamamı plastik. Mümkünse diş fırçalarımızı bambu tercih ederek ekolojik ayak izimizi hafifletebiliriz. Bambu diş fırçalarından tek şikayetim kıl sayısının azlığı. Gelelim diş ipine, dişlerimizi çok iyi fırçaladığımızı düşünsek de dişlerimizin yapısı gereği fırçanın alamadığı yemek artıklarını diş ipi ile temizlememiz gerekiyor. Yıllarca plastik kapların içindeki diş iplerini kullandım ancak doğada çözünmemesi ve metrelerce iplerin parçalara ayrılması hatta bu ipleri bir araya getirmek için kullanılan plastik kutu da beni artık eskisinden daha çok rahatsız ediyor. Bazı markalar bu soruna güzel çözümler getirmiş, çözünen diş ipi ve kağıttan yapılmış ip sarma materyali. Benim bazen aklımı kurcalayan konulardan biri diş macunu. Kimileri çok memnun kimileri benim gibi florür konusuna takıntılı. Benim diş hekimimin altını çizdiği bir konu var ki diş macunundan ziyade fırçayı nasıl tuttuğumuz, dişimizi nasıl fırçaladığımız ve ağzımızı nasıl çalkaladığımız çok daha önemli. Florür zararlı diyen diş hekimleri de var, dozunda kullanılırsa faydası var diyende. Örneğin 6 yaş ve üstü bireyler için 1450 ppm florür şart, 2 yaş altındaki çocuklar için ise bu rakam 450 ppm. 2-6 yaş arası için ise 1000 ppm tavsiye ediliyor. Ancak ben yine de kendi tarifimi yapacağım diyorsanız websitemizin tarifler bölümünde göz atabilirsiniz. En sevdiğim iki konudan biri Oil Pulling-yağ çekmek. Benimde hayatımda birkaç yıldır düzenli uyguladığım bir alışkanlık aslında. İster hindistan cevizi yağı, isterseniz susam veya zeytinyağı ile de yapabilirsiniz. Yağların organik ve soğuk sıkım olmasına dikkat edin. Tarifler bölümünde nasıl yapacağınıza dair ipuçları yer alıyor. Dil temizlemeye gelince, size şunu garanti ediyorum başladıktan sonra belkide asla vazgeçmek istemeyeceğiniz adım bu adım olacak. Hatta akşam dişlerinizi iyice fırçalayıp, gargaralarla ağzınızı iyice çalkalayıp yatsanız bile sabah uyandığınızda dilinizde biriken toksinleri temizlediğinizde çok şaşıracaksınız. Muhakkak dil temizliği aparatına ihtiyacınız yok, basit bir kaşık yardımıyla da yapabilmeniz mümkün. Tek yapmanız gereken dilinizi arkadan öne doğru sıyırmak. Aromaterapi'nin vazgeçilmesi hidrolatlar içinde eser miktarda yer alan uçucu yağlarla antiseptik gücünü korumaya devam ediyor. Genel olarak ağız temizliği için gargara önerisi tuzlu su ancak gül suyu veya lavanta suyu ile ağız gargarası yapmanız mümkün. Genel olarak büyük bir çaba gerektirmeyen ancak hayatınızda düzenli bir alışkanlık haline getirdiğinizde hem kendi sağlığınız için hem de gezegenimiz için ne kadar önemli bir adım atmış olacaksınız, bugün tam da o gün olmasın mı?
Burçların Kokusu
Burçlar, elementler ve kokular arasındaki bağı anlattığımız bu yazıda; ateş, toprak, hava ve su elementlerinin hangi koku aileleriyle uyumlandığını keşfediyoruz. Koç, Aslan, Yay; Boğa, Başak, Oğlak; İkizler, Terazi, Kova ve Yengeç, Akrep, Balık için hangi notaların ruhlarını yansıttığını anlatarak, burcunuza ve elementinize uygun kokuyu seçmeniz için küçük bir rehber sunuyoruz.
