İçeriğe atla
5.000 TL ve üzeri ücretsiz kargo
Saat 14.00’e kadar verilen siparişler aynı gün kargoda.

Blog ve Tarifler

Yatak Odası İçin Doğal Bitkiler

Yatak Odası İçin Doğal Bitkiler

Bitkileri yatak odasında tutmanın en büyük faydalarından biri iç mekan hava kalitesini iyileştirme yeteneğine sahip olmalarıdır. İç mekan bitkileri, terleme sırasında su buharı yayarak nem seviyelerini korumaya ve bazı durumlarda artırmaya yardımcı olur. Ve oksijen ve nem yaymanın yanı sıra bitkiler, birçok havalı hava temizleme makinesine benzer şekilde negatif iyonlar üretir. Negatif iyonlar, havadaki toz, küf sporları, bakteriler ve alerjenler gibi partiküllere tutunur ve bunları etkili bir şekilde giderir. Negatif iyonların varlığının da psikolojik sağlığı, üretkenliği ve genel refahı artırdığı gösterilmiştir. Bazı yaygın ev bitkileri, formaldehit, trikloretilen, ksilen, toluen ve benzen gibi iç mekan hava kirleticileri doğal olarak filtreleyerek hava kalitesi kontrolünde bir adım daha ileri götürür. Ev bitkilerinin faydalarından biri sahip oldukları sakinleştirici etkisidir. Bir ev bitkisinin uyku miktarınızı artırabileceğine dair bilimsel bir kanıt bulunmasa da, daha hızlı uykuya dalmanıza ve daha uzun süre uykuda kalmanıza yardımcı olabilirler Pothos sarmaşığı (Epipremnum aureum)Pothos, muhtemelen büyümesi en kolay ev bitkisidir. Parlak, kalp şeklinde yaprakları ve birkaç metre uzunluğa kadar büyüyebilen asma gövdeleri vardır. Orta ila parlak ışığı tercih eden Pothos, aslında sulamalar arasında toprağının biraz kurumasını tercih eder. Kurdele ÇiçeğiAnneniz veya büyükanneniz bu klasik ev bitkisini 70'lerde yetiştirmiş olabilir. Ancak bugün hala evinizde bir yerde konumlanması gereken bitkilerden biridir. Çizgili yaprakları, mis kokulu çiçekleri ve ürettiği yavrularla sizi mutlu eden nadir bitkilerden biridir. Kauçuk Bitkisi (Ficus elastica)Büyük parlak yapraklara sahiptir. Orta ila parlak ışık sever. Nemden hoşlanan bir bitkidir. Budama ihtiyacı hissederseniz kesilince çıkan yapışkan özünü parmaklarınızdan uzak tutmak için bahçe eldivenleri giymeye çalışın. DifenbahyaBu bitkinin gösterişli iri yaprakları vardır. Ancak içindeki öz, mukoza zarlarını tahriş edebilen kristaller içerir. Yeşillikleri çiğnemekten hoşlanan bir evcil hayvanınız varsa bakım sağlama konusunda düşünmenizi öneririz. Çünkü toksiktir. Aksi takdirde, yalnızca orta miktarda filtrelenmiş ışığa ihtiyaç duyan, genellikle bakımıyla üzmeyen bir bitkidir. Toprağı hafifçe nemli tutun, ancak asla ıslak bırakmayın. Dantelli Ağaç Philodendron (Philodendron bipinnatifidum)Bu muhteşem bitkinin bakımıda kolaydır. Narin, lacivert kenarları olan devasa yapraklara sahiptir. Daha küçük olduğunda dik formda gelişir. Ancak büyüdükçe yayılıcı bir forma bürünür. Philodendron'a orta derecede ışık sever ve toprak kurudukça sulaması yapılır. Dracaena (çeşitli türler)Birkaç farklı dracaena türünün havayı temizlediği ve arındırdığı kanıtlanmıştır. Orta ila parlak dolaylı ışık ve hafif nemli tutulan topraklarda yaşamayı sever.

Kış Mevsiminde Aromaterapi

Kış Mevsiminde Aromaterapi

Size de kış hüznü çöktüğünü hisseder misiniz? İçimize ve evimize kapandığımız, fiziksel ve ruhsal olarak kendimizi daha ağır hissettiğimiz bir evre vardır. İşte bu "kış hüznü" ile beraber ruhumuz da bedenimiz de dış dünyadan etkilenmeye başlar. Peki, bu süreçte aromaterapinin yeri nedir ve bize nasıl destek olur? Kış aylarında aromaterapi; hem bağışıklık ve solunum yolları gibi fiziksel sağlığımızı korumak hem de modumuzu yükseltmek için harika bir yardımcıdır. Havaların soğuduğu ve günlerin kısaldığı bu dönemde, uçucu yağların gücünü hayatınıza kolaylıkla dahil edebilirsiniz. Hava Temizliği İçin Difüzör Kullanımı: Kışın kapalı alanlarda daha fazla vakit geçirdiğimiz için mikropların yayılması kolaylaşır. Havayı temizlemek ve bağışıklığı güçlendirmek için aromaterapiden şu şekilde faydalanabilirsiniz: Difüzörde kullanacağınız birkaç damla çay ağacı, okaliptüs veya limon uçucu yağları, bulunduğunuz ortamın havasını doğal bir şekilde temizleyerek dezenfekte eder. Kış İçin Vücut ve Cilt Bakımı Rehberi: Soğuyan havayla birlikte cildimizdeki nem, havanın etkisiyle emilir ve cilt kurumaya başlar. Bu durum cildin pul pul dökülmesine ve cilt bariyerinin zayıflamasına neden olur. Cildin nem ihtiyacını karşılamak ve bariyerini onarmak için şu adımları izleyebilirsiniz: Doğal Vücut Ovmaları (Scrub) ile Yenilenin: Ciltteki ölü tabakayı nazikçe temizlemek, kan dolaşımını hızlandırarak cildin "kış uykusundan" uyanmasını sağlar. Doğal içerikli vücut ovmaları cildi beslerken, uzun süreli nem desteği sunar ve cildin aydınlanmasına yardımcı olur. Haftada 1-2 kez banyoda dairesel hareketlerle uygulamak yeterlidir. Vücut Nemlendiriciler: Kışın yoğun içerikli formüller cilt bariyerini daha güçlü tutar ve su kaybını engelleyen bir kalkan görevi görür. Özellikle banyo sonrası nemli cilde uygulanan nemlendiriciler, nemi hapseder ve soğuktan gerilen dokuları gevşetir. İpucu: Eğer cildiniz çok aşırı kuruysa, önce losyon veya kreminizi sürüp üzerine ince bir tabaka sabit yağ (tatlı badem veya avokado yağı gibi) geçerek nemi cildinize kilitleyebilirsiniz. Yüz Kremi ve Bakımı: Yüzümüz, kışın rüzgar ve soğukla en çok temas eden bölgedir. Yoğun nemlendirici etkili kremler, kuru ve mat görüntüyü azaltmaya yardımcı olur. Hücre yenileyici etkisi yüksek aromatik yağlarla desteklenen bir bakım, cildin kışın kaybettiği o sağlıklı ışıltıyı geri kazandırır. Kış mevsiminin etkilerine karşı ruhunuzu ve bedeninizi korumak için ihtiyacınız olan %100 saf uçucu yağları ve doğal içerikli vücut bakım ürünlerimizi inceleyebilirsiniz. Doğanın şifasını Vienurla ile keşfedin.  

Aromaterapide ML Ölçü ve Hesaplama

Aromaterapide ML Ölçü ve Hesaplama

Aromaterapi tariflerinin popüler olduğu bir dönemdeyiz ve kendin yap tarifleri sanırım hiç bu kadar şifa dolu olmamıştı. Bu nedenle yalnızca güvenilir kaynaklardaki tarfileri denemenizi tavsiye ediyoruz. Yağların bir damla azıyla istediğiniz etkiyi alamazken 1 damla fazlasıyla zehir etkisi yaratabilirsiniz. Ayrıca uçucu yağların oldukça konsantre olmasından dolayı  sabit yağlarla muhakkak seyretilmesi gerekmektedir. Bazı tarifler ML diyor bazısı çay kaşığı hesabı yapıyor. Evimde ölçü kabı yok ama tarifleri denemek istiyorum diyenler için basit bir  dönüştürme ve hesaplama tablosu hazırladık.  Aşağıdaki tabloda yer alan çay ve yemek kaşığının da boyutları birbirinden farklılık gösterecektir. Bu sebeple mümkünse ölçü kabı elde etmeniz sizin için daha faydalı olacaktır. Aromaterapi de 1 ML 20 damlaya eşittir. Yani 5 ML olarak satın aldığınız lavantanın içinde 100 damla lavanta yağı bulunmaktadır.  1 Çay Kaşığı (TSP) = 5 ML =100 DAMLA2 Yemek Kaşığı (TBSP) = 6 Çay Kaşığı (TSP) = 30 ML Bir örnekle ilerleyelim. Siz bir masaj yağı yapmak istiyorsunuz ve elinizde hindistan cevizi yağı ve lavanta uçucu yağı olsun. Tarife göre 50 ML'lik bir karışım için %5 seyreltme öneriliyor. Yapmanız gereken şey matematiksel bir hesaplama aslında. 50 ML 'nin %5'i 2.5 ML yani (1 ML = 20 damla) 50 damla uçucu yağ eklemeniz gerekiyor Toplamı 50 ML'ye getirebilmek için  47.5 ML hindistan cevizi yağı eklemeniz yeterli. Bazı kaynaklar küsüratlarla uğraşmamak için 50 ML hindistan cevizi yağının içerisine 2.5 ML uçucu yağ ekliyor ancak toplam seyreltme oranına denk gelen hesaplama bu değil malesef. Hesaplamalarınızda kolaylık olması açısından aşağıdaki tabloyu kullanabilirsiniz. Karışımlarınız şifalı olsun, sevgiler. KARIŞIM ORANI 10 ML SABİT YAĞ İÇİN 0.5 1 Damla Uçucu Yağ 1% 2 Damla Uçucu Yağ 2% 4 Damla Uçucu Yağ 3% 6 Damla Uçucu Yağ 4% 8 Damla Uçucu Yağ 5% 10 Damla Uçucu Yağ  

Oilpulling ve Ağız Temizliği

Oilpulling ve Ağız Temizliği

Malzemeler Hindistan Cevizi Yağı Susam Yağı Ağzımızın içinde sindirime yardımcı olan bezler  vücudumuzdaki toksinleri atmaya yarıyor. Her sabah uyanır uyanmaz aç karnına yapılacak oil pulling sayesinde gece boyunca ağızda biriken toksinler atılmış oluyor çünkü yağlar sayesinde bu bezler daha fazla çalışmış oluyor.  İster soğuk sıkım hindistan cevizi yağı ister soğuk sıkım susam yağıyla yapabilirsiniz. Her sabah 1 tatlı kaşığı yağı ağzınızda minimum 10-15 dakika boyunca dişlerimizin arasından geçirerek (gargara yapmadan) geçirmek. Yağı kesinlikle yutmamalısınız ve tüküreceğiniz yağı lavabo yerine çöpe dökmelisiniz. Yağların organik olanını tercih etmeniz kritik bir konu. Düzenli bir alışkanlık haline getirdiğinizde dişlerinizi daha temiz, nefesinizin daha temiz koktuğunu hissedeceksiniz. 

Nemlendirici El Bakım Yağı

Nemlendirici El Bakım Yağı

Malzemeler Lavanta Uçucu Yağı (20 damla) Shea Butter Yağı (50 ml) Itır Uçucu Yağı (10 damla) Cam Karıştırıcı ve Beher Daha fazla hijyen arayışında olduğumuz şu günlerde ellerimizi sürekli yıkamaktan bıkkınlık gelmesinin yanı sıra çok fazla kuruluğundan, kızarıklığından şikayet eder olduk.Yüzümüze iyi bakmak için satın aldığımız ürünler kadar elimiz için de gerekeni yapıyor muyuz sizce? Ellerimizin de yaşlandığını ve basit bir nemlendirici bakım yağı ile onlara iyi bakabileceğimizi hatırlatmak istiyorum. Malzemelerimiz Shea Butter,  lavanta ve ıtır uçucu yağı sadece.  Özellikle yüz ve el bakım yağlarında (krem başka bir formdur ve bu yüzden bakım yağı olarak özellikle belirtmek isteriz) Shea Butter çok tercih edilir. İçeriğinde stearik ve oleik asit olan shea butter nem kaybını en iyi önleyen yağlardandır. Tavsiyemiz az miktarlarda bakım yağınızı yapmanız ve herhangi bir koruyucuya gerek kalmadan kullanmanız yönünde. YAPILIŞ ŞEKLİ: 50 ml Shea Butter yağınızı benmari usülü eritin ve çok kısa bir süre ılıması için bekleyin. Uçucu yağlar yapıları gereği ısı, ışık ve oksijene karşı duyarlıdır. Ayrı bir beherin içinde lavanta ve ıtır uçucu yağlarını karıştırın ve shea butter yağının içine ekleyin. Cam çubukla iyice karıştırdıktan sonra ağzını sıkıca kapatabileceğiniz bir kavanoza ekleyin ve min 6-8 saat ağzı açık şekilde soğumaya bırakın. Daha sonra kullanmaya başlayabilirsiniz. Şifa olsun. ***vienurla.com sitesinde yer alan tarifler tedavi amaçlı kullanılmaz, tıbbi bir kaynak değildir. Buradaki bilgiler doktor tavsiyesi niteliğinde değerlendirilmemelidir. 

Bitkilerde Saksı Seçimi

Bitkilerde Saksı Seçimi

Bitkilerin sağlıklı gelişiminde saksıların önemi çok büyüktür. Saksılar bitkilerin yuvasıdır. İç mekanda kendi yeşil dünyamızı yaratmaya yardımcı bir aksesuardır. Saksının yapısal özelliği bitkinin gelişimi için çok önemli yer tutmaktadır. Son yıllarda iç mekan bitki yetiştiriciliği Covid-19 hastalığının da etkisiyle popüler bir hal aldı. Çeşitli türlere evlerinde yer vermek isteyen bitki yetiştiricileri bu alanda daha donanımlı olmak adına çeşitli eğitim ve araştırmalara yönelmeye başladı. Bitki bakımında belli bir bilgiye sahip olduktan sonra daha detaylı düşünmeye başlarsınız. Türlerin farklı isteklerini karşılamak istersiniz. Onların dilini çözdükçe daha bakımlı bitkilere sahip olursunuz. İşte bu süreçte doğru saksı seçimiyle de bitkilerinize uygun yuvalar yaratırsınız. Peki bitkiler için plastik saksı mı yoksa toprak saksı mı kullanmalıyım? En sık merak edilen konulardan biridir. Toprak saksı doğa dostudur. Bitkiler toprak saksıda daha mutlu ve sağlıklı gelişim gösterir. Fakat toprak saksı dış mekan bitkileri için daha uygundur. Fakat toprak saksılarınızın iç ve dış yüzeyleri cilalı ya da sırlı olmamalıdır. Eğer içi sırlı saksı kullanırsanız toprağın kuruması uzun sürer. İçi sırlı ya da cilalı saksı suyu uzun sürede emer. Bu nedenle eski usul toprak saksı kullanmanızı öneririz. Toprak saksılar dış mekanda kullanıldığında havaların sıcak olduğu dönemlerde su kaybettiği için çevreye nem salar. Bu nedenle havanın sıcak olduğu günlerde toprak saksıda bakım sağladığınız bitkilerinizin mutlaka toprak nemini kontrol edip ona göre daha sık sulama yapmanız gerekir. Kış döneminde ise dış mekanda toprak saksıda bakım sağladığınız bitkilerinizin köklerini soğuklardan korumuş olursunuz. Toprak saksı bitki köklerini çok sıcak ya da tam tersi çok soğuk havalardan korur. Toprak saksınızın mutlaka tabanında hava delikleri bulunmalıdır. Sulama yaptıkça suyun dip toprakta birikip bitki köklerini çürütmemesi adına delikli saksı kullanımı önemlidir. Dip toprakta su birikmesi sonucu zamanla bu bölgede oluşan bakteriler kökleri tehdit edecek hal alır. Toprak saksının iç mekanda kullanımı sizlerin sağlığını olumsuz etkileyecek durumlarla karşılaşmanıza neden olabilir. İç mekan bitki bakımında kullanılan toprak saksıların dış yüzeyinde oluşan mantar tabakası ya da yosun oluşumu alerji hastalığı olanlar için olumsuzluklar doğurabilir. Plastik saksılar işte tamda bu noktada iç mekan bitkileri için daha sık kullanılmaya başlamıştır. Yine plastik saksı kullanımının fazla olmasının nedenleri toprak saksıya göre ucuz olması, farklı boyutlarına ulaşmanın kolay olması, kırılma olasılığının düşük olması ve toprak saksılara göre daha fazla hava deliğine sahip olması gibi avantajları söz konusudur. Plastik saksıların dezavantajı da fazladır. Plastikler havanın sıcak olduğu dönemde çok ısındığı için bitki köklerine zarar verebilir. Yine soğuk havalarda da köklerin üşümesine neden olabilir. Plastik saksılarda mutlaka hava delikli olmalıdır. Çok ince plastik saksılar tercih edilmemelidir. Suyu yüzeyde uzun süre tuttuğu için mutlaka her sulama öncesinde toprak nemi kontrol edilmelidir.

Doğanın Bilgeliği: Bitki Zekası ve Aromaterapi

Doğanın Bilgeliği: Bitki Zekası ve Aromaterapi

Son yıllarda aromaterapi ve doğal yaşam alanlarında duyduğumuz bir konu var: bitkilerin ruhu ve zekası. Bu konuda çok değerli bir kitap var: Stefano Mancuso’nun "Bitki Zekası". Bu kitap, bitkilerin aslında düşündüğümüzden çok daha fazlası olduğunu gösteriyor. Bitkiler, doğada yaşamlarını sürdürürken çevrelerine, iklimlerine ve diğer canlılara nasıl uyum sağladıklarını belirleyebilir. Mancuso'nun bakış açısına göre, bitkiler sadece sabırlı varlıklar değil, aynı zamanda zekaya ve duygulara sahip canlılar. Bitkiler, bizler gibi çevreleriyle iletişim kurar, hayatta kalmak için zekalarını kullanırlar. Ancak, bu zekâ bizim alışık olduğumuz gibi bir beyinle değil, kökleriyle, yapraklarıyla, hatta mikroorganizmalarla bir ağ kurarak işler. Mancuso, bitkilerin birbirleriyle nasıl iletişim kurduklarına dair bilimsel örnekler veriyor. Bu iletişim, hem fizyolojik hem de kimyasal olarak gerçekleşir. Örneğin, bazı bitkiler, diğerlerine zarar verebilecek böcekleri uzaklaştırmak için kimyasal sinyaller gönderirler. Aromaterapi ürünleri üreticisi olarak bitkilerin bu ruhani ve zekâ temelli yönlerine daha fazla ilgi duymamız oldukça anlamlı. Bitkiler, sundukları faydalarla doğrudan sağlığımızı etkilerken, bilinçaltımıza da dokunurlar. Uçucu yağların, bitkisel özlerin sağlığa faydalarının yanı sıra, bitkilerin enerji alanları da bizi etkiler. Aromaterapi uygulamaları, bitkilerin doğal zekâsını vurgulayan bir uygulama alanıdır. Özellikle bitkilerden elde edilen uçucu yağlar, duygusal ve fiziksel dengeyi sağlama noktasında büyük rol oynar. Bitkilerin bu iyileştirici etkileri, Mancuso’nun bitkilerin zekâsına dair söylediklerini doğrular niteliktedir. Örneğin, lavanta, sakinleştirici özelliğiyle bilinirken, okaliptüs nefes açıcı etkileriyle ünlüdür. Bitkilerin zekâsı, aynı zamanda insan ruhunu dengelemeye de yardımcı olur. Bu bitkiler, doğal yollarla fiziksel ve zihinsel sağlık üzerinde olumlu etkiler yaratır. Aromaterapi, bu zekâyı anlamak ve doğayla uyum içinde bir yaşam sürdürmek adına büyük bir fırsat sunar. Birçok kültür, bitkileri sadece fiziksel varlıklar olarak değil, aynı zamanda ruhani varlıklar olarak da görür. Bu bakış açısı, bitkilerin insanlara ve diğer canlılara karşı bir tür bilgelik ve huzur sunduğunu kabul eder. Aromaterapi dünyasında, bitkilerin bu ruhani boyutu, kullanıcılarına yalnızca fiziksel rahatlık sağlamakla kalmaz, aynı zamanda ruhsal dengeyi de geliştirir. Mancuso’nun kitabı, bitkiler ile kurduğumuz ilişkinin önemini vurguluyor. Bitkiler, çevremizdeki tüm varlıklar gibi, yaşamla bağlantılıdır. Onların da tıpkı bizim gibi bir zekâları vardır ve çevrelerine duyarlı bir şekilde hareket ederler. Aromaterapi ürünleri kullanarak, bu zekâyı yaşamımıza dahil edebiliriz. Aromatik bitkiler, doğanın ruhunu içlerinde taşır ve bizlere sundukları faydalı etkilerle sadece bedensel değil, aynı zamanda ruhsal bir iyileşme sağlar. "Bitki Zekası" kitabı, bitkilerin zekâsına dair farkındalığımızı artıran önemli bir kaynak olmuştur. Bu kitaptan aldığımız ilhamla, bitkilerin sadece yaşam alanımıza estetik katmakla kalmadığını, aynı zamanda çevremizdeki her şeyi etkileme gücüne sahip olduklarını fark ediyoruz. Aromaterapi ürünleri, bu bilinçle kullanıldığında, sağlığımıza katkı sağlamaktan çok daha fazlasını yapar. Doğanın bilgeliğini ve ruhunu içinde barındıran bu bitkiler, bize daha huzurlu ve dengeli bir yaşam sunar. Aromaterapiyi hayatımıza dahil ederken, bitkilerin bu içsel zekâsını daha derinden hissedebilir ve onlarla daha uyumlu bir yaşam sürdürebiliriz.

Evde Adaçayı Yetiştirme

Evde Adaçayı Yetiştirme

Ada çayı bitkisini evde yetiştirmek aslında düşünüldüğü kadar zor bir işlem değil. İlk önce sağlıklı bir  ada çayı tohumu edinmemiz gerekiyor. Ada çayını tohumdan yetiştirmek biraz zaman alan bir işlem. Çünkü bitkinin olgunlaşması ve hasat için uygun yaprak yetiştirmesi için bir yıldan fazla bir süre beklemeniz gerekebilir. Tohumdan ada çayı yetiştirirken dikkat etmeniz gereken bir diğernokta ise alt tabanı hava delikli steril bir saksı ve yine steril uygun bir toprak karışımı edinmeniz gerekecektir. Dış mekandan ya da bahçeden temin ettiğiniz topraklarda başka otlar mevcut olabilir. Yine bahçe toprağında topraktaki oksijene ortak olan minik böceklerde bulunabilir. Bu durumda tohumun gelişimini etkileyebileceği gibi sizi filizlenme konusunda yanıltabilir. Ada çayı Akdeniz ve Ege bölgelerinde yetişen bir bitkidir. Bu nedenle çok soğuk iklimli bölgelerde bakım sağlamak isteyenler iç mekanda uygun şartları sağlayıp bakım sağlayabilir. Ada çayını dikmek için ilkbahar ya da sonbahar aylarını tercih edebilirsiniz. Dilerseniz tohumları önce ayrı kaplarda filizlendirip daha sonraki süreçte saksıya aktarabilirsiniz. Filizlenme sürecinde her saksıya üçer adet tohumu belli bir mesafede dikebilirsiniz. Toprağın nemli olması bu süreçte çok önemlidir. Yine filizlenme sürecinde ortam çok soğuk olmamalıdır. Filizlenme başladıktan sonra fideleri çok soğuk olmayan bir ortamda bakım altına almalısınız. Yoksa fideler gelişemeden ne yazık ki olumsuz etkilenecektir. Eğer sıcak iklimli bir bölgede yaşıyorsanız fidelerinizi direk dış mekana alıp bakım sağlayabilirsiniz. Tohumlar çok derin olmayacak şekilde yüzeye yakın dikilmelidir. Dikilen tohumların üstü ince bir toprak tabakası ile örtülmelidir. Böylelikle filizler yüzeye daha kolay ulaşacaktır. Filizlerin boyu yaklaşık 20 cm ulaştığında başka saksılarala aktarım yapılabilir. Eğer küçük saksıda bakıma devam ederseniz kök gelişitikçe sıkışacak ve bitki gelişemeyecektir. Bu nedenle saksı aktarımı önemlidir. Toprak olarak süzek, suyu bünyesinde tutmayan, geçirgen özellikte bahçe toprağı kullanılabilir. Fakat steril bir toprak olmasına önem verilmelidir. İlk zamanlarda büyümesini desteklemek adına sık sulama yapmaya özen gösterilmelidir. Toprak uzun süre kuru kalırsa filizlerde ne yazık ki hayata tutunmakta zorluk çekecektir. Ada çayı bitkisi sulanmayı sever. Toprağının nemli olması önemlidir. Ada çayı bitkisini budamak çok önemlidir. Budama zamanı yaz mevsiminde havanın en sıcak olduğu dönemlerde Temmuz ve Ağustos aylarında yapılabilir. Bu dönemlerinde taç yaprakların 5 cm kadar altından taze ve orta yaşlı filizleri sterilize edilmiş bıçak ya da makas yardımıyla kesebilirsiniz. Budanan dalda en az 3 yaprak bırakın ve su içerisinde köklendirmeye bırakabilirsiniz. Budanan dallardan böylelikle bitkiyi yeniden çoğaltmış olacaksınız.

Monstera Deliciosa Aslında Kim?

Monstera Deliciosa Aslında Kim?

Merhaba, bugün herkesin çok sevdiği bu güzel canavardan bahsedelim diyorum, Monstera Deliciosa yani bildiğimiz Devetabanı. Büyük delikli yapraklarıyla oldukça estetik görüntüler veriyor. Geçtiğimiz on yılda unutulmuş olsa da son zamanlarda epey moda oldu. Bitkinin de modası olur muymuş demeyin, oluyor valla. Kendisi Güney Amerika’nın yağmur ormanlarından kalkıp evlerimize ve ofislerimize girmeyi başardı. Aslında bir sarmaşık türü ve canavar gibi büyüdüğü için adı Monstera :) Peki bu canavara nasıl bakacağız evde, nasıl büyütüp çoğaltacağız? Aslında oldukça kolay bir bakıma sahip. Bakımı kolay dedik fakat kimilerimizin de yapmaması gereken bir takım hatalar yaptığını görüyoruz. Başlıca yapılan hatalardan biri ise bakımı hakkında hiçbir bilgiye sahip olmadan güzelliğine aldanarak alınması. Gelin hep birlikte bu güzelliğin bakımı hakkında bilgi edinelim. Edinelim ki sonucunu düzeltemeyeceğimiz sorunlara yol açmayalım. Aslında diğer iç mekan bitkiler gibi yazın toprağı kuru kalmayacak şekilde (abartmadan) sıkça sulayabilirsiniz. Filtreli güneş ışığı ve aydınlık alanlarda çok daha hızlı büyüyor ve ışığa doğru yöneliyor. Bu arada direkt musluk suyu değil de biraz dinlendirilmiş su vermenizi tavsiye ederim. Çoğaltma işlemini soracak olursanız, bazen ordan burdan kırdığım bir dal, bazen de kendi bitkilerimi çoğaltmak adına suda köklendirme yöntemini deniyorum. Nerdeyse hepimizin evinde bulunan devetabanı çoğaltmak çok kolay. Biçimsiz büyümüş veya çok fazla büyümüş devetabanlarından bir sürü yeni minik yavru devetabanları oluşturabiliriz. Önce bitkinin kesilecek dalını belirleyin ve gövdesine yakın kısmından budama makası ile kesin. Bu şekilde bitki toprağa tutunmak için kendine yeni kökler çıkarır. Haftada bir gün suyunu değiştiriyoruz. Temiz su kullanmaya özen göstermeliyiz çünkü klorlu su bitkilerimize iyi gelmeyecektir. Küçücük bir dalın suyun içinde her geçen gün ne kadar kök saldığını görerek büyütmek ayrı bir zevk. Kökler iyice güçlenince toprağa dikmek gerekiyor ve bu kökler biraz diğerlerine göre tembel olabiliyorlar. Suyun içinde büyüdükleri için susuzluğa tahammülleri daha az oluyor diğerlerine nazaran. Saksıdaki drenajı iyi sağladığınız taktirde bir tık daha sık sulamakta fayda var. Yine bolca aydınlık yerlerde suyun içinde bile yeni yapraklar vermelerine çok şahit oldum. Bitkinizi illa toprakta yetiştirmek zorunda değilsiniz. Hem de görsel olarak bence daha farklı ve estetik bir görüntü sağlanabiliyor böyle. Her konuda olduğu gibi bu konuda da çok bilen birileri illa ki çıkar. “Onu yapmazsan olmaz”, “şu tarihte yaparsan olmaz” lar ile ilgilenmeyin. Ben bu işlemi bahsettikleri değişim tarihlerinde yapmadım. Ev ısısı yaz kış belli bir düzeyde zaten benim çiçeğim büyümeye başladı.

İyi Ama Neden?

İyi Ama Neden?

Artık hepimiz, plastik kullanımını bırakmanın, atıkları azatlmanın, doğaya saygılı ürünler kullanmanın, su ve elektrik kullanımına dikkat etmenin, bitki temelli beslenmenin ne kadar önemli olduğunu her yerde duyuyor veya okuyoruz. İyi ama neden bu kadar önemli? İşte bu sorunun cevabını yeterince iyi kavramazsak, bir temel oluşturmazsak yapacağımız değişiklikler ne yazık ki hevesten öteye gidemez. Artık haberlerde, sosyal medyada, programlarda şu kelimeleri duymaya aşinayız: iklim krizi, iklim değişikliği, küresel ısınma. Gelin, önce bunlar ne anlama geliyor, ona bakalım. İklim değişikliği iklim özelliklerinin uzun bir süre içerisinde değişmesine denir. Küresel ısınma ise, tüm dünyadaki ısı derecelerindeki uzun süreli artıştır. Karbondioksit, metan, diazot monoksit ve su buharı gibi atmosferde doğal olarak bulunan gazlara sera gazları ismi verilir. Bu gazlar ısıyı tutarak yüzey sıcaklığının yüksek olmasını sağlar. Buna da sera etkisi denir. Onlar olmasaydı sıcaklık -18 derece olurdu, yani bu gazlar gezegeni yaşanabilir kılar. Şu anki ortalama sıcaklığımız ise 16 derece. Normal ısınma şu şekilde gerçekleşir: Güneş’ten gelen enerji atmosferden geçer ve yeryüzüne ulaşır. Yerküre bu ışınlar emer ve ısı uzaya doğru yayılır. Güneş’ten Dünya’ya gelen enerji ile Dünya’nın uzaya yaydığı enerji aynı miktardadır. Fakat sera gazları bir battaniye gibi bu gazların uzaya geri yayılmasına engel olur ve onları tutar. Biz, insanlar olarak, daha fazla sera gazı ürettikçe, bu battaniye gitgide daha fazla kalınlaşır. Uzaya geri gitmesi gereken enerji yerkürede hapsolur, sıcaklık da işte bu sebeple yükselir. İklim aslında doğası gereği değişkendir. 5-6 bin sene önce Sahra Çölü’nde göl olduğunu, Vikinglerin ortaçağda Grönland’a yerleşip tarım yaptığını biliyoruz. Periyodik atmosfer-okyanus etkileşimleri, El Nino dönemleri, okyanus akıntıları, bitki sayılarındaki değişiklikler, Güneş-Dünya-Jüpiter arasındaki etkileşim, kıta hareketleri, Güneş’in verdiği enerji, volkanik patlamaları… Bunlar iklimi doğal olarak etkileyen ve değiştirebilen faktörlerdir. Fakat ne yazık ki bugün geldiğimiz noktada bu değişimin sebebi, biziz. Sanayi Devrimi öncesi döneme (1750) baktığımızda atmosferdeki karbon miktarı 280 ppm idi. Şu anda ise (24 Şubat 2021) bu oranın 416,30 ppm olduğunu görüyoruz. Son 800.000 senenin herhangi bir zaman dilimindeki orandan çok çok daha yüksek. İnsanlık olarak fosil yakıt yakarak veya çimento üreterek atmosfere her yıl ortalama 7,8 milyar ton karbon ekliyoruz. Tarım ve hayvancılık için ormanları kesip tarla açarak ise 1,1 milyar ton… Bunun hepsi tabii ki atmosfer tarafından emilmiyor; 2,3 milyar tonu denizler, 2,6 milyar tonu bitkiler tarafından emiliyor. Ayrıca kayaların da her yıl 300 milyon ton karbon emme potansiyeli var. Fakat salınan karbon ile emilen karbon arasındaki fark ne yazık ki kapanmıyor. Atmosferdeki karbon miktarı her yıl 4 milyar ton artıyor. 2020 yılı, Avrupa Birliği Kopernik İklim Değişikliği Servisi raporuyla (2016 yılıyla birlikte) küresel anlamda en sıcak yıl olarak kayıtlara geçti. Ekstrem hava sıcaklıkları, yangınlar, seller, kasırgalar tüm dünyada etkisi acımasızca gösteriyor ve biz bu şekilde yaşamaya devam ettikçe sıcaklıklar artmayı, iklim krizi kendini daha da yakından göstermeyi sürdürecek. Belki biraz daha önce olsa, elimizden geleni yapalım derdim; gezegeni bu hale getiren biziz, o yüzden artık elimizden gelenin katbekat fazlasını yapmamızın zamanı geldi de geçiyor.

Bitki Bakımında Yapılan Hatalar

Bitki Bakımında Yapılan Hatalar

Günümüzde iç mekan dekorasyonunda yeşil dostlarımıza çokça yer veriliyor. Fakat bitkilerin dekoratif bir aksesuar olmadığını belirtmekte fayda var. Belki de bitki bakımında yapılan en büyük hata onlara dekoratif bir obje gibi davranıp istediğimiz yere konumlandırma isteği desek pekte yalan olmaz. İşte yanlışta tam olarak bu şekilde başlıyor. Yine bitkiyi tanımadan satın almakta en büyük hatalardan biri. Peki bu yanlışları nasıl düzeltebiliriz? Doğru ve uygun bitkiyi nasıl anlarız? Evimiz için uygun bitkiyi nasıl belirleyebiliriz? Gelin hep birlikte bu soruların cevabını öğrenmeye başlayalım. Bugüne kadar hiç bitki bakımı yapmadıysanız öncelikle en kolay bitkiye sahip olup bitki bakımına başlayabilirsiniz. Sizi üzmeyecek ve dilini kolay anlayabileceğiniz bitkilerle bu yolculuğa adım atarsanız yavaş yavaş bitki dilini çözmeye başlayacak ve dereceli olarak bitki koleksiyoncusu olarak yolunuza devam edeceksiniz. Çünkü bir bitkiye bakabildiğinizi gördükçe merak duygunuzla birlikte, daha fazla bitkiye sahip olma isteğinizde otomatikman artacaktır. Yalnız şimdiden uyarıyoruz. İleride yeşil dostlarınız tüm evi ele geçirebilir. Evinizi tanımadan bitki satın almamalısınız. Evinizin cephesi aslında size hangi bitkileri satın alabileceğiniz hakkında güzel bir ipucu sağlar. Doğu cephesi mi, Güney cephesi mi ya da evinizin hangi odası öğle güneşine uzun süre maruz kalıyor? gibi soruların cevaplarını bitki satın almadan önce belirlemekte fayda var. Çünkü bakımını bilmeden sadece görünüşü için satın aldığınız bitki evinizin cephesinden dolayı mutlu olamayacak ve kısa süre sonra size veda edecektir. Aydınlık olmayan bir ortamda sırf koltuğun yanında güzel durduğu için satın alınan, aslında bol aydınlık ortamda yaşamayı seven bir bitki ne yazık ki kısa süre sonra sizlere veda edecektir. Kısacası bitkilerinizi nasıl konumlandırmanız gerektiğine yeşil dostlarımız karar verebilir. Son söz onların. Evinizde mutlu olacak bitki türünü belirledikten sonra satın alacağınız bitkinin türü, ailesi, doğal ortamı hakkında kısa bir araştırma yapmalısınız. Gerekli araştırmayı yaptıktan sonra bitkiniz için uygun saksı ve toprak karışımı hakkında mutlaka bilgi sahibi olmalısınız. Bitkileri iç mekanda daha güzel sunabilmek adına dekoratif saksılar daha çok kullanılmaktadır. Fakat bitki bakımında saksı seçimi de çok önemlidir. Özellikle alt tabanında birden fazla hava deliği olan saksılar tercih etmeniz bitkinizin kök sağlığı açısından çok önemlidir. Hava deliksiz bir saksıda sık sulama nedeniyle drene olamayan su, dip toprağın çamurlaşmaya başlaması nedeniyle çürüme tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktır. Bu nedenle mutlaka hava delikli saksı kullanmayı unutmayın! Bir diğer en önemli konumuzda toprak seçimi. Aslında bitki türlerine göre uygun toprak karışımı kullanmanız çok önemli bir konu. Bitkilerin türüne uygun toprak karışımı hazırlamanız daha sağlıklı gelişimlere şahit olmanızı sağlayacaktır. Kendi toprak karışımınızı oluşturabileceğiniz gibi hazır karıştırılmış olarak satılan toprakları da tercih edebilirsiniz. Eğer satın alınan bitkinin istisnai bir sulama isteği yoksa toprak nemi kontrol edilerek sulama rutini oluşturmalısınız. Islak toprak üzerine sürekli yapılan sulamalar bitki sağlığını tehdit altına sokacaktır. Sulama suyu mutlaka oda sıcaklığında dinlendirilmiş olmalıdır. Yine sulama yaparken saksı yüzeyi eşit ıslanacak şekilde gerçekleştirilmeli, bitki bir anda suya boğulmamalıdır. Saksı altından akan su gözlendikten sonra bitki yerine alınmalıdır. Bitki türüne göre bazı bitkiler yaprak ve gövdeleriyle sulanmak isterken kimi sadece toprağın sulanmasını ister. Bitki bakımı baktığınız türe göre değişiklik göstersede bitkiler için en önemli şey onlara doğal ortamındaki şartları sunmaya çalışmaktır. Eğer doğru bakım koşullarını sağlayabilirseniz bitkilerinizde bir o kadar mutlu ve sağlıklı gelişim gösterecektir.  

Banyoda Bakım Sağlanabilen Bitkiler

Banyoda Bakım Sağlanabilen Bitkiler

Evlerimizin her yerine misafir etmek istediğimiz bitkiler için uygun ve doğru yeri temin edebilmek çok önemli. Onları ne kadar mutlu edebilirsek gelişimleride bir o kadar sağlıklı ve verimli ilerleyecektir. Bitkilerin gelişimi için en önemli kaynaklardan biri ışık isteğidir. Aldığı ışık etkisiyle bitki gelişiminde gözle görünür değişikliklere şahit olabilirsiniz. İnternette bitkiler hakkında bilgi arayışında gezinirken karşınıza bir banyo görseli çıktı ve o da ne banyoda da bitki bakımı yapabileceğinizi öğrendiniz. Peki hangi bitkilere banyolarda yer açabilirsiniz gelin hep birlikte inceleyelim. Öncelikle banyoların pencereleri mutlaka dış cepheye bakmalı ve dolaylıda olsa gün ışığı girmeli. Tamamen karanlık banyolarda ışık alamadıkları için bitkileriniz olumsuz etkilenebilir. Calathea Çıngıraklı Yılan LancifoliaCalathea bitkisini orta dolaylı ışıkta ve orta ila daha nemli bir ortamda konumlandırabilirsiniz. Banyonuzun ortamı sağlıklı bir yaşam sürmesine yardımcı olacak ve güzel yaprakları banyonuza yeni bir hayat verecektir. Alocasia TürleriYüksek nem, parlak, dolaylı ışık bu eşsiz bitkiyi mutlu edecektir. Düzenli buğulanmayı severler. Banyonuzu canlandırmak için göz alıcı bir bitki istiyorsanız, kesinlikle en iyi tercihlerden biri. Hava bitkisi (Air plant)Adının sizi aldatmasına izin vermeyin; bu eşsiz bitkilerin hayatta kalmak için havadan daha fazlasına ihtiyacı vardır. Aslında, hava bitkilerinin suya ihtiyacı vardır (onları ıslatarak sularsınız!) Ve orta ila yüksek nemde ve parlak dolaylı ışıkta gelişir. Daha küçük bir seçenek istiyorsanız ve yakınlarına konulacak bir banyo penceresine sahipseniz mükemmel bir tercihtir. Monstera Türleriİkonik yapraklarıyla monstera bitkisi her zaman harika bir ev bitkisidir. Çünkü banyonuz dahil birçok farklı ortamda gelişebilir. Düşük ışıkla başa çıkabilir. Ancak daha parlak dolaylı ışıkta daha iyi sonuç verir ve her türlü nem düzeyiyle başa çıkabilir. Karpuz peperomiaNemi seven bir başka bitki olan karpuz peperomia, orta ila parlak dolaylı ışıkla birlikte ılık sıcaklıkları ve bol nemi sever. Bu bitkiyi düzenli olarak buğulayın ve banyonuzda tutun; oldukça mutlu olacaktır. Kalp Yaprak PhilodendronBu philodendronun bakımı çok kolay ve çoğu koşulun üstesinden gelebilir. Aynı zamanda daha yüksek nemde büyüdüğü için banyonuz için de harika bir seçim diyebiliriz. Tradescantia TürleriTelgraf çiçeği türleri banyonuzda gelişmesi oldukça garantili bir bitkidir. Daha yüksek nem seviyeleri onu mutlu ve gelişmeye devam ettirecektir. Kurdele ÇiçeğiParlak ışığı tercih eder. Ancak düşük ışıkta mutlu bir şekilde yaşarlar. Ayrıca daha az nemle başa çıkabilirler. Ancak daha orta derecede nemli bir ortamı tercih ederler. Banyonuzda bir rafa koyabileceğiniz gibi tavanada asabilirsiniz. AnthuriumCesur gövdeli muhteşem, mumsu, kalp şeklindeki çiçekleriyle tanınan antoryum, iyi aydınlatıldığı sürece banyonuza bir başka uygun bitkilerden biridir. Bu bitki daha yüksek nem seviyelerine sahip parlak, dolaylı ışıklı bir yerde başarılı gelişim gösterir. Yapraklarının durumuna göre ortamın çok nemli veya çok kuru olduğunu anlayabilirsiniz. Sarı uçlar, ortamın çok ıslak olduğu anlamına gelir. Kahverengi uçlar, ortamın çok kuru olduğu anlamına gelir. Kuş Yuvası EğreltiotuEğrelti otları, özellikle kuş yuvası eğrelti otu gibi çeşitler olmak üzere banyonuz için harika bir seçenektir. Bu özel bitki, düşük ışıklı ortamlarda daha iyi sonuç verir. Aynı zamanda biraz daha düşük nem seviyelerini de kaldırabilir. Ancak daha sıcak, daha nemli bir ortamda çok daha iyi sonuç verecektir. DracaenaAralarından seçim yapabileceğiniz çeşitli dracaena türleri vardır. Harika banyo bitkileridir diyebiliriz. Bu bitki için yüksek nem önemlidir. Bu nedenle banyonuz temelde onun için mükemmel bir yerdir. Ayrıca düşük ışığı tolere edebilir. Ancak orta ila parlak dolaylı ışık konumunda daha da iyi performans göstereceklerdir. Kuşkonmaz Eğreltiotu (Kuşkonmaz Densiflorus)Dantelli kuşkonmaz eğrelti otu banyo nemini sever. Orta veya parlak ışıkta iyi sonuç verir. Bu nedenle banyonuzun dışa bakan gün ışığı alan penceresi olmalıdır. Pencere kenarında bir noktada bakım sağlamak en iyisidir. BegonyaPek çok begonya türü banyo ortamının sıcaklığından ve neminden hoşlanırlar. Özellikle rex begonyaları gösterişli yapraklarıyla iç mekanlarda çok iyi büyür. Begonviller nemli koşulları sever. Ancak kök çürümesine neden olabilecek suyla dolu toprağı sevmez. Çiçek açabilen begonviller, sabahın erken saatlerinde bir miktar doğrudan güneş ışığı alan bir banyoda parlak bir noktaya ihtiyaç duyar. Yaprakları için yetiştirilen begonviller, doğrudan güneş ışığından uzakta parlak bir yere ihtiyaç duyar. Croton (Kroton)Kroton bitkilerini renkli yapraklardan oluşmaktadır. Şatafatlı, çok renkli yaprakları vardır. Bu tropikal geniş yapraklı yaprak dökmeyen bitkiler yavaş büyür. Croton bitkileri, ıslak toprakta yaşamayı sevmemelerine rağmen parlak, ancak dolaylı ışığa ve bol miktarda neme ihtiyaç duyar. Sulamadan önce toprağın kurumasını bekleyin. Sonbaharın sonlarında ve kışın sulamayı azaltın.