Blog ve Tarifler
Diş Kliniklerinde Lavanta Uçucu Yağı
Diş hekimi korkusu birçok kişiyi muayeneyi ertelemeye itiyor, belki siz de aynısını yapıyorsunuz. Her yaşta görülen bu korkunun temelinde aletlerin sesi, iğne korkusu, ağrı hissi veya ortamdaki steril koku olabilir. Hepimiz o steril kokuyu hemen tanırız değil mi? Kokuların duygular üzerinde etkileri olduğu süphesiz. Bazı kokular rahatlatırken bazıları gerginlik çağrışımı yapabilir; bu tamamen kişiden kişiye değişen bir deneyimdir. Klinik ortamının kendine özgü kokusu da kimi kişilerde huzursuzluk yaratabilir. Bazı kliniklerde -belki siz de fark etmişsinizdir- lavanta uçucu yağının kokusunu alırız. Yapılan çalışmalar, bekleme salonlarında solunan lavanta uçucu yağının kaygıyı azalttığını gösteriyor. Örneğin 2014 yılında yayımlanmış bir çalışmada, diş tedavisi için bekleyen hastalar, Lavanta uçucu yağının ortam kokusuyla uyarılmış ve kontrol grubuyla karşılaştırılmıştır. Lavanta kokusuna maruz kalan hastaların daha düşük kaygı düzeyine sahip olduğu bulunmuştur.[1] Yine yapılan başka bir çalışmada, 6-12 yaş arası 60 çocukta lavanta yağı ve paçuli yağı karşılaştırılmış. Her iki yağda da olumlu sonuçlar alınmış, lavanta biraz daha etkili bulunmuştur.[2] Lavanta (Lavandula angustifolia) uçucu yağının aroması, otonom sinir sisteminin parasempatik uyarımıyla ilişkilendirilmiş; bu da kaygının azalmasına, ruh hâlinin iyileşmesine ve sedasyonun artmasına yol açmaktadır. (Md Zabirunnisa vd., 2014) Bir sonraki diş randevunuzda lavanta kokusunu denemeyi düşünebilirsiniz. Yapılan araştırmalar, lavanta uçucu yağının kaygıyı azalttığını ve bekleme sürecini daha huzurlu hâle getirdiğini gösteriyor. Belki de lavanta sayesinde, steril klinik ortamının yarattığı gerginliği biraz olsun azaltabilir ve bekleme salonuna daha sakin adımlarla girebilirsiniz. Küçük bir koku değişikliği, büyük bir rahatlama sağlayabilir. Çalışmaları incelemek ve okumak isterseniz: [1]. Dental patient anxiety: Possible deal with Lavender fragrance - PMC [2]. Comparative Evaluation between Lavender Essential Oil and Patchouli Essential Oil in Aromatherapy and Its Effect on Dental Anxiety in Children - PMC
Ev Enerji Temizliği : Kıyafet Odası
Benim için yıllardır bulunduğum mekanların enerjisi çok önemli olmuştur. Her girdiğim mekanda ışığa dikkat ederim; mekana giren ışığın bana hissettirdiği aydınlığı ve ferahlığı önemserim. Çoğumuz duymuşuzdur eterik bedenimizin enerjisi; auramız gibi ama etki altında kaldığımız enerjilerin hayatımızı ne derece etkilediğini genelde ikinci plana atarız. Bu sadece mekanlar için değil kullandığımız eşyalarla da ilgili aslında. Bahar, değişimin ve yenilenmenin habercisi gibidir her zaman..Oldukça zorlayıcı bir dönemden geçtik ve etkileri üzerimizde “yeni normallerle” hayatımızı akışında sürdürmeye devam ediyoruz. Birikmiş negatif enerjilerin bilinçaltımızda temizliğini yaparken aynı zamanda evlerimizin de içinde birikenleri ayıklama zamanı gelmedi mi sizce de? Nereden başlasam diyenler için her bahar geçişinde evimde uyguladığım ritüelleri sizlerle paylaşmak istiyorum, umarım yardımcı olur. İlk adım; istediğiniz bir odayla veya banyoyla başlayın..Bu yazıyı bir seri olarak paylaşacağım için ilk başladığım odayı bu yazıda anlatmak istiyorum sizlere: Kıyafet Odası. Kapıdan bakıyorum içeriye. Ne hissediyorum? Sıkışmışlık veya gereksiz yük hissi mi doğuyor içime yoksa ferahlık ve rahatlık mı? Kullanmadığım eşyaları kenara alıyorum hızlıca..Eskiyen kumaşlar, yırtılan tişörtler, kopan düğmeler ne varsa ayıklıyorum tek tek.. Sezonsal kıyafetleri kuru temizleme için ayırıyorum (kabanlar, montlar vs). Tüm dolabı indirip başlıyorum temizlemeye, kıyı köşe.. Peki ne ile? İkinci adım; sirkeli ve limon uçucu yağlı su ile silme, yerleştirme ve aralara sedir topları – tabi ki Sedir uçucu yağı ile.. Doğal naftalin gibi rahatlıkla kullanabildiğim sedir toplarıma sedir uçucu yağından döküyorum yerleştirmeden önce. Bu arada dolapların uç kısımlarına küçük keçeler kesip yapıştırmıştım daha önceden, kesinlikle tavsiye ederim. Keçeler iyi bir uçucu yağ tutucudur. Onlara da aynı şekilde sedir ve biraz da limon uçucu yağ damlatıyorum. Hem odanın kokusu ferahlıyor hem de güve etkisini azaltmış oluyorum. Üçüncü adım; Onarılabilecekler için bir torba hazırlıyorum ve terziye gidecek şekilde planlıyorum. Bana daha fazla hizmet etmeyeceğini düşündüğüm kıyafetlerimi verebileceğim yerleri belirliyorum sonrasında ve onlarda doğru bir torbaya. Bazı kıyafetlerimi de ikinci el olarak satmak için ayırıyorum, bu uygulamayı yıllar öncesinde kullanmaya başlamıştım ve bu da iyi bir opsiyon elimizdekileri değerlendirmek adına. Bazı kıyafetlerimiz ise ne verilebilecek ne de satılabilecek durumda oluyor (örneğin tek kalmış çorap vs gibi) bu durumda da sizlere bazı mağazaların giysi kumbaralarını takip etmenizi öneririm. Parçaların ne olduğuna bakmaksızın geri dönüşüm amacıyla bu kumbaralarda çok iyi seçenek. Ardından odayı temizliyorum ve mis gibi bir dal adaçayı ile niyetlerimi içimden geçirerek tütsülüyorum. Sadeleşerek ferahlayalı ve eşya yerine deneyime daha çok kaynak ve zaman ayırdığımı farkedeli 5 sene oldu, iyi ki de oldu..Peki ya siz? Hangi odayla başlıyorsunuz bahar temizliğine?
